Biz üç maymunu oynamayı çok iyi biliriz! (düşünüYORUM)

“Sözüm ona” Dünya İnsan Hakları Gününün tarihçesini inceleyecek olursak; kısacası 2’inci Dünya Savaşı'nda 60 milyonun üzerinde insan hayatını kaybederken, milyonlarca kişi de yaralandı ve evsiz kaldı. Ayrıca salgın çeşitli salgın hastalıklar da ortaya çıktı. Savaş sonrası devlet, bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması için birleştiler. Savaş bittikten 3 yıl sonra da sivil vatandaşların haklarını korumaya yönelik İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi. Bildirge, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948'de hazırlandı ve 10 Aralık 1948'de Genel Kurulun Paris'te yapılan oturumunda kabul edildi. Evet, buraya kadar güzel. Peki ya sonrası? Filistinde İsrail ölüm yağdırırken sen neredesin insan hakları savunucusu? Sen nerdesin Bileşmiş Miletler! Hadi onu geçtim biz neredeyiz müslümanlar? Kimin safındayız…

Ben haberciyim, aslında daha önce çocuk dergisinde yazdım, ama köşe yazısı ilk kez yazıyorum. O yüzden içimde ne varsa onları döküyorum kalemime... Gerçekten biz müslümanlar üç maymunu oynamayı çok iyi biliyoruz. Dinimiz bize cihatı farz kılmış. Cenâb-ı Hak Kur'ân'da “Allah uğrunda hakkıyla cihat edin” (22/Hac/78) buyurmuş ve “Her kim cihat ederse, ancak kendisi için cihat etmiş olur. ulaştıracak yollarımızı göstereceğiz. Şüphesiz, Allah kendi uğrunda cihat edenlerle beraberdir” (29/Ankebut/69) ayetiyle ifade etmiştir. İyi de ben nasıl Filistin’e kalkıp gideyim diyorsun değil mi? Tabi ki de bizim şu an gitme imkanımız yok, evet.

Lakin Peygamber efendimiz ne demiş? “İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin.” Bizim elimizden fiilen gidip orada savaşmak gelmiyor. O zaman bizim cihadımız da kalbimizle ve dilimizle olacak. Ne mi yapacağız? Almayacaksın kardeşim İsrail ürünlerini. İyi de bir deterjandan ne olur ki? Çok şey olur, çok şey! Uyan ey müslüman, kalk silkelen! Kullandığımız kart sistemine kadar siyonizmin kuklası olmuşuz. Senin gücün boykota yetiriyorsa, senin cihatın boykottur. Benim gücüm bu yazıyı yazarak insanları bir nebze bilinçlendirmeye yetiyor. Benim cihatım da köşe yazısı yazmak. Sen işletmeci Ahmet abi.. Senin cihatın da raflarından İsrail ürünlerini kaldırmak…

Söz başkasına geldiğinde en çok müslüman biziz! Biri karşında domuz eti yese hemen söyleniriz sen ne yapıyorsun nasıl müslümansın diye. Ama düğünlerde cemiyetlerde alkol içeriz ayda yılda bir kere nasılsa. İnancımız bize faizi haram kılar. Biz yeter ki evim, arabam olsun diye gezmedik banka bırakmayız. Bi böyle müslümanız işte. İğneyi hiçbir zaman kendimize batırmayız. Mehdi gel, Ebabil kuşlarını gönder Allahım deriz; Nescafelerimizi yudumlarken! Aslında yazacak çok şey var, kalem yetmez. Ama tabiri caizse bize gerçekten bir Osmanlı tokatı gerekiyor! Hem de okkalı olanından…

Ülkü Hilal YILDIZ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ülkü Hilal Yıldız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak LC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan LC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler LC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı LC Haber değil haberi geçen ajanstır.