Ada ve Gülistân: Sinan Erdem

Bugün yine şehrin güllerinin toplanma merkezi haline gelen Orhan Gazi Camii’ndeyiz. Öğlen ya da ikindi namazlarını bu tarihi camimizde kıldıysanız mutlaka Sinan ile de karşılaşmışsınızdır. Hangi Sinan mı? Sinan Erdem...

Ada ve Gülistân: Sinan Erdem

Donatım Semtinde eski SSK binasının karşısındaki evlerinde eski bir makine mühendisi olan babası ve kardeşleriyle birlikte yaşar. Yaşı yaklaşık ellilerde. Elinde bastonuyla cami cami dolaşır bizim Sinan. Mahallelerinde Vagon Camii’ne gitse de en çok Orhan Camii’ne gelir…

Elinden bırakmadığı kahverengi şık bastonu devamlı yanındadır. Sağ yüzük parmağında yeşil taşlı güzel bir gümüş yüzük taşır. Yüzünde beyazın hâkim olduğu kısa sakalları düzgün traşlıdır. Özellikle üst damağındaki dişlerinin çok seyrek olması onu çevresine gülümseyerek bakmasından alıkoyamaz. Çehresi gayet parlak ve pürüzsüzdür, kırışıklıktan eser göremezsiniz. Başında da gri namaz takkesi olur genellikle.

Sivri burnunun üzerinde tuttuğu gözündeki kalın camlı siyah güneş gözlükleriyle insanların hay huylu dünyasını görmek istemez gibidir. Bir yalnız adamdır. En büyük dayanağı elinden düşürmediği bastonudur. Akıllı adamlar gibi, karıncalar gibi bir şeyler biriktirdiğine şahit olmamıştır onu tanıyanlar. Dünya nimetlerine bir akbaba gibi değil de bir kırlangıç gibi dalar. Az, ısrarlı, doyacak kadar ve göçmen kuş olduğunun bilincinde. Bir lokma, bir hırka, bir de neşeyle yetinen Allah’ın bir garibi…

Giyimi çok düzgündür. Lacivert pantolonunun üzerinde lacivert-beyaz uzun kollu tertemiz gömlek giyer. Konuşamaz, divane gibidir ama her şeyi anlar, her şeyden haberdardır. Devamlı mütebessimdir. Fotoğraf çekilmeyi ise sevmez...

Aynı semtte oturan ve genelde camilere mavi Bisan marka bisikletiyle gidip gelen, işyeri Katlıpazar yeri altındaki Nalbur Mehmet’in onu bisikletinin selesine atıp Salko Camii’ne merhum Ahmet Tomor Hocaefendi’nin vaazlarına götürdüğü çok olmuştur. Vaazı sessizce dinler Sinan. Nalbur Mehmet; “Onu bisikletimle sohbete getirip götürürdüm ama sanki arkamda kimse yokmuş gibi ağırlığını hiç hissetmezdim” der...

Orhan Gazi Camii gönüllüsü İbrahim’in Sinan ile ilgili hatırası ise şöyledir: “Sinan her gün öğlen ve ikindi namazlarını bizim camide (Orhan Gazi Camii) kılar. Ramazan ayında cami içerisinden kolay kolay hiç çıkmaz. Orucunu bırakmaz. Kur’an-ı Kerim okur, zikir çeker. İtikafta gibi devamlı oturur.”

Babası Sinan’ı emekli yapmış ve umreye de götürmüştür. Sinan üç erkek kardeştir. Sinan Orhan Camii’nde, aynı rahatsızlığa yakalanmış kardeşleri Kenan Donatım Camii’nde ve bir diğer kardeşi Erdal da İhsaniye Camii’nde kılarlar namazlarını.

Aynı sofrada, aynı kapta birlikte yemek yemezler kardeşler. Biri yer kalkar, ondan sonra diğeri oturur. Aynı odada yatmazlar. Nedendir bilinmez Kenan kardeşi Sinan ile aynı iftara bile gitmez.

Sinan-Kenan-Erdal kardeşler camilerin gülleridir. Ne mutlu ailesine. Ne mutlu gülü seven gülebakanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Ertuğrul Erdem - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak LC Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan LC Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler LC Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı LC Haber değil haberi geçen ajanstır.